Mevsimlerin birinden diğerine ansızın evrildiği bir dünyada, bugüne değin kaç nisan gördüğünü tam hatırlayamasa da bir şubat ayazında Sinop’ta dünyaya geldi. İlk deniz gördüğünde beş, ilk tren gördüğünde on iki yaşındaydı.
Okumaya Teksas, Tom Miks, Zagor, Zembla ve Mandrake’yle başladı.
İsmet Özel, Sezai Karakoç gibi Oğuz Atay, Kemal Tahir, İdris Küçükömer’i; Cemal Süreya, Ülkü Tamer ve İlhan Berk’i sevmesi vakit almadı.
Ezber yapamadığı için daha çok ezber bozanlar safında yer almayı tercih etti.
Kimsenin kimseyi anlamaya yaklaşmadığı dünyaya en güzel karşılığı şiir yazarak verdi. İnadına okudu, inadına düşündü ve inadına yazdı.
Teoloji tahsili yaptı. Marmara İlahiyat’ı bitirdi.
Hep, insanların altında ayrı dillerden olsa da aynı şarkıyı söyledikleri ortak bir gökyüzü düşledi.
Aradığı ışık ve ümidi 15-17 gençliğinin yüzlerinde ve parlayan gözlerinde buldu.
Onlara bir yandan; “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan” uyarısını yaparken, diğer yandan, neyi kaybettiklerini hatırlatmak için çalıştı.
Bir sokak köpeğini gezdirir gibi yedeğinde türlü dünyevi korku ve endişeleri gezdirse de, hiçbir zaman ağrımayan yaraları ve numaradan, göstermelik çileleri olmadı.
“Göğsüne yüreğinden başka muska takmamakta” direndi.
Kişi bilmediğiyle de iyi geçinip dost olmalı, ilkesinden hareketle farklı yaşantıları omuzlayıp göğüsleyen insanların birbirlerinin yüklerine ve yüklendikleri ağırlığa saygı duymalarının gereğini yüksek sesle dile getirdi.
Bir şeyi yüksek sesle dile getirmek için ille de yüksekçe bir yere çıkmanın zaruri olmadığını fark etti.
Bilmek, yerini koruyarak da karşındakini sevebilme imkânıdır.
“Ateistler İçin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” kitabı da böyle bir heyecan ve niyetle yazıldı.
Yazar, bir senedir şiir dışında yaşamaktadır.
Yazara ait 2 adet kitap bulunmaktadır.